Almanya'da iktidarda olan üçlü koalisyon — Sosyal Demokrat Parti (SPD), Yeşiller ve FDP — 2027 bütçe planlamasında derinleşen bir anlaşmazlık yaşıyor. Kriz, hükümetin geleceğini riske atabilecek boyutta gelişiyor; siyasi gözlemciler erken seçim ihtimalini dahi gündeme taşıyor. Çözüm bulunamaması durumunda hem Almanya'nın iç politikası hem AB ölçeğinde önemli sonuçlar doğabilir.
Krizin merkezinde Almanya'nın savunma ve iklim politikası bütçesi yatıyor. SPD ve Yeşiller, NATO ile yapılan anlaşma çerçevesinde savunma harcamasının GSYH'nin %3'üne çıkarılması konusunda mutabık. Ancak Yeşiller, savunma artışının iklim ve enerji geçişi yatırımlarının kesilmesi pahasına yapılmasına karşı çıkıyor. FDP ise hem iklim yatırımlarının korunması hem de yeni borçlanmaya başvurulmaması konusunda kararlı. Bu üç pozisyon arasındaki uyumsuzluk haftalardır aşılamadı.
Mali tablo açısından Almanya, Avrupa'nın büyük ekonomilerinden biri olarak özellikle 'siyah sıfır' (siyah-zero, yani bütçe denkliği) politikasına yıllardır bağlı kalmış bir ülke. Anayasal borç freni (Schuldenbremse) kuralı, federal hükümetin yapısal bütçe açığını GSYH'nin %0,35'i ile sınırlandırıyor. Savunma ve iklim yatırımlarının paralel artırılması için bu kuralın esnetilmesi gerekiyor; Yeşiller anayasa değişikliği önerisi sunuyor, FDP karşı çıkıyor.
Koalisyon krizinin yatay siyasi etkisi de belirgin. Aşırı sağ Almanya İçin Alternatif (AfD) partisi, son anketlerde %22-24 oy oranıyla SPD'yi geçti ve Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ile birinci sıra için yarışıyor. Erken seçim durumunda AfD'nin koalisyon görüşmelerinde belirleyici bir konuma gelmesi muhtemel; ancak diğer büyük partilerin AfD ile koalisyon kurmama beyanı sürüyor. Bu durum, siyasi çıkmaz yaratma potansiyeli taşıyor.
Ekonomik tarafta Almanya zor bir dönem yaşıyor. Ülke ekonomisi son üç sezonda büyüme ve daralma arasında salınıyor; 2025'te %0,3 büyüme kaydetti, 2026 yılında ise %0,9 büyüme bekleniyor. Almanya'nın ana ihracat sektörleri (otomotiv, makine, kimya) Çin pazarındaki yumuşama ve yapay zeka destekli üretim dönüşümü gibi yapısal zorluklarla karşı karşıya. Koalisyon krizinin bu zor ekonomik dönemde derinleşmesi, hem yatırımcı güvenini hem ABD ile yeni ticaret görüşmelerini olumsuz etkiliyor.
AB ölçeğinde Almanya'nın koalisyon krizi, birlik düzeyinde de gerginlik yaratıyor. Almanya, AB bütçesinin en büyük katılımcısı; ülkenin iç siyasi belirsizliği, AB'nin ortak savunma ve iklim politikalarının ilerlemesine engel olabiliyor. Avrupa Komisyonu, koalisyon görüşmelerini yakından izliyor; AB'nin Ukrayna'ya destek paketinin Almanya tarafındaki onayı ve AB'nin yeni iklim yatırım programı için Almanya'nın desteği kritik.
Türkiye-Almanya ilişkileri açısından, koalisyon krizinin doğrudan etkisi sınırlı görünüyor. İki ülke arasındaki ticaret 47 milyar dolar hacminde sürüyor; Türk-Alman iş birliği proje finansmanından doğal gaz ticaretine birçok alanda devam ediyor. Ancak Almanya tarafından gelen Türkiye'ye yönelik karar metinleri (göç politikası, KKTC ile ilgili konular gibi) iç siyasi koşullara bağlı olarak değişkenlik gösterebilir.
Koalisyon görüşmelerinin önümüzdeki haftalarda yoğunlaşması bekleniyor. Şansölye Olaf Scholz'un koalisyon partileriyle bir araya gelerek krizi çözmek için son çabasını sürdürdüğü uluslararası kaynaklarca paylaşılıyor. Anlaşma sağlanamaması durumunda Eylül ayında erken seçim yapılması seçeneklerden biri. Almanya seçim takvimi, parlamentonun erken fesih kararına bağlı olarak şekilleniyor.
Kaynak: Almanya Federal Hükümeti basın açıklamaları ve uluslararası ajans haberleri kompilasyonu — bundesregierung.de