Türkiye ile Fransa arasında kritik mineral tedariği ve işlenmesi konusunda kapsamlı bir iş birliği protokolü imzalandı. Protokol, Avrupa Birliği'nin Kritik Hammaddeler Yasası (Critical Raw Materials Act - CRMA) çerçevesinde stratejik bir öneme sahip; iki ülke arasında uzun vadeli ortaklık potansiyeli yaratıyor. Anlaşma; lityum, kobalt, nadir toprak elementleri ve diğer stratejik minerallerin tedariği, işlenmesi ve dağıtımını kapsıyor.

Kritik mineraller, yeşil enerji geçişi ve dijital teknoloji üretimi için temel hammadde konumunda. Elektrikli araç bataryaları, rüzgar türbinleri, güneş paneli üretimi ve elektronik bileşenler için lityum, kobalt, neodimyum, lityum, grafit gibi mineraller olmazsa olmaz. Küresel olarak bu minerallerin üretiminin önemli bir kısmı Çin'de yoğunlaşmış durumda; AB ve Türkiye gibi ülkeler tedarik kaynaklarını çeşitlendirme stratejisi yürütüyor.

Türkiye'nin kritik mineral kaynaklarındaki potansiyeli son birkaç yılda öne çıkıyor. Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü'nün (MTA) araştırmaları, Türkiye'nin lityum, bor, krom, mangan ve birkaç nadir toprak elementi yataklarının önemli rezervler içerdiğini gösteriyor. Eskişehir'in Beylikova bölgesindeki nadir toprak elementi rezervi, dünyanın en büyük açık nadir toprak elementi yataklarından biri olarak konumlandırılıyor.

Protokol kapsamında ilk aşamada Beylikova'daki nadir toprak elementi madeninin geliştirilmesi ve işlenmesi için ortak yatırım planlandı. Fransa'nın önde gelen madencilik şirketi Eramet ve nükleer enerji devi Orano, Türk MTA ile bağlı kuruluşları ile birlikte konsorsiyum oluşturacak. Toplam yatırım büyüklüğü 850 milyon avro olarak öngörülüyor. Tesis, yıllık 7.000 ton nadir toprak elementi konsantresi üretebilecek kapasiteye sahip olacak.

Lityum tarafında Türkiye, Eskişehir ve Konya bölgelerindeki rezervleri değerlendirme planı çerçevesinde Fransız Saint-Gobain ve Solvay şirketleri ile teknik iş birliği başlattı. Lityum, elektrikli araç bataryaları için temel mineral konumunda. Türkiye'nin yıllık elektrikli araç batarya üretim hedefi 30 GWh düzeyinde; bu hedefin yaklaşık %40'ını yerli lityum kaynaklarından karşılama hedefleniyor.

İşleme ve değer zincirinin yerelleştirilmesi protokol için önemli bir başlık. Türkiye, son üç yıldır madencilik ürünlerinin sadece ham olarak değil işlenmiş halde ihraç edilmesini destekleyici politikalar uyguluyor. Eskişehir'de kurulan nadir toprak elementi işleme tesisinin altyapısı, ham minerali doğrudan kullanılabilir bileşenlere dönüştürme kapasitesine sahip olacak. Bu yaklaşım, ihracat hacminin yanı sıra katma değerli ürün ihracatını da yükseltiyor.

Çevresel sürdürülebilirlik tarafında ise protokol, AB'nin sıkı çevresel standartlarına uygun üretim modelini destekliyor. Eskişehir tesisi, su geri dönüşüm sistemleri, atık yönetimi, hava kalitesi izleme ve karbon ayak izi kontrolünü içeren bütünleşik bir çevresel performans yaklaşımı ile çalışacak. Sürdürülebilir madencilik standartlarının Türkiye'nin diğer madencilik operasyonlarına da yaygınlaştırılması amaçlanıyor.

İstihdam tarafında, protokol kapsamındaki yatırımlar yaklaşık 4.500 kişilik bir doğrudan istihdam yaratacak. Bunun yanı sıra yan sanayi ve hizmetler ile birlikte yaklaşık 12 bin dolaylı istihdam potansiyeli öngörülüyor. Türk üniversiteleri (özellikle ODTÜ, İTÜ ve Yıldız Teknik Üniversitesi) ile Fransız üniversiteleri arasında lisansüstü öğrenci ve akademisyen değişimi de protokolün bir parçası olarak yer aldı.

Kritik mineral iş birliği, AB ile Türkiye arasındaki genel ekonomik ilişkilerin önemli bir yenilenme noktası olarak değerlendiriliyor. Yeşil enerji geçişi ve dijital dönüşümün hızlandığı bu dönemde, kritik mineraller stratejik bir kaynak olarak küresel rekabetin merkezinde yer alıyor. Türkiye'nin AB ile yaptığı bu protokol, hem ekonomik ortaklık hem de stratejik özerklik açısından önemli bir adım.

Kaynak: Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı protokol duyurusu — enerji.gov.tr ve Fransa Cumhuriyeti Ekonomi ve Maliye Bakanlığı resmi açıklamaları