Hürmüz Boğazı'ndaki ABD-İran tansiyonu son haftada belirgin biçimde yumuşama gösterdi. Boğazdan geçen petrol tankerleri için talep edilen savaş riski sigorta primleri %0,15 zirvesinden %0,10'a geriledi; küresel petrol fiyatları varil başına 82 dolar bandına indi. Türkiye dahil arabulucu ülkelerin yoğun diplomatik temasları sonuç vermeye başladı; ancak gerginlik tamamen sona ermiş değil.
Hürmüz Boğazı, dünya tanker üzerinden taşınan ham petrolünün yaklaşık üçte birinin geçtiği stratejik bir koridor. Boğazın en dar noktasında genişliği sadece 33 kilometre; trafik İran ve Umman karasuları arasında çift yönlü olarak akıyor. Mayıs başında yükselen askeri tansiyon, küresel enerji piyasalarında ve sigorta sektöründe ciddi etki yaratmıştı; son hafta gözlenen gerileme, piyasalar açısından önemli bir rahatlama oluşturuyor.
Sigorta primleri tarafında, Lloyd's of London verilerine göre VLCC (Çok Büyük Ham Petrol Tankeri) için talep edilen savaş riski primi, mayıs başında %0,06'dan %0,15'e çıkmıştı. Son hafta içinde bu rakam %0,10 düzeyine geriledi. Tek bir VLCC için bu, yaklaşık 70-80 bin dolarlık maliyet düşüşüne karşılık geliyor. Operatörler, sezon yoğunluğu döneminde maliyet baskısının azalmasından memnun.
Küresel petrol piyasaları üzerinde etki belirgin. Brent petrol fiyatı, gerilimin tırmandığı dönemde varil başına 82-86 dolar bandında dalgalanmıştı; bugün açılışta 82 dolar düzeyinde işlem gördü. ABD'nin batı petrol benchmarkı WTI ise 78-79 dolar bandında. Avrupa doğal gaz piyasasında TTF endeksi de paralel yumuşama kaydetti; LNG ithalat maliyetleri AB ülkeleri için biraz daha makul bir bant yakaladı.
Diplomatik tarafta son haftanın olumlu gelişmeleri sürdü. ABD'nin Lübnan özel temsilcisi ve İran ile Birleşik Arap Emirlikleri yetkilileri arasında üçlü bir görüşme planı oluştu. Görüşmenin Pekin'de Çin'in evsahipliğinde yapılması bekleniyor; bu yapı, Çin'in Orta Doğu diplomasisinde arabulucu rolünü güçlendiren bir adım olarak değerlendiriliyor. Çin, son üç yıldır bölgede aktif diplomatik girişimler yürütüyor.
İran tarafından gelen sinyaller temkinli ama olumlu. Tahran'da Dışişleri Bakanı yaptığı açıklamada, müzakere kapısının açık olduğunu, ABD'nin getirdiği şartların 'tek taraflı' tonunu yumuşatması durumunda ilerleme sağlanabileceğini paylaştı. ABD ise resmi olarak yorum yapmasa da diplomatik kanallar yoluyla 'koşulsuz görüşme' önerisinin masada olduğunu yan kaynaklara iletti.
Türkiye'nin rolü sessiz ama aktif sürüyor. Cumhurbaşkanlığı kaynakları, hem ABD ile hem İran ile diplomatik kanalların açık tutulduğunu, bölgesel istikrarsızlığın yarattığı riskleri yakından izlediklerini paylaştı. Türkiye geçmişte ABD-İran gerilim dönemlerinde arabuluculuk rolü üstlenmişti; mevcut süreçte de benzer bir rolün gizli görüşmeler düzeyinde sürdüğü uluslararası kaynaklarca paylaşılıyor.
Çözüm formülü için iki ana parametre öne çıkıyor. Birinci parametre İran'ın nükleer programına dair şeffaflık ve denetim; Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (IAEA) tam erişimi koşulu. İkinci parametre bölgesel proxy gerilimlerinin azaltılması; özellikle Hizbullah, Husi militanları ve İran destekli Iraklı gruplar açısından. Bu iki parametre üzerinde anlaşma sağlanması durumunda ABD'nin İran'a uyguladığı yaptırımların kısmi olarak gevşemesi gündeme gelebilir.
Kısa vadeli görünüm açısından, uzmanlar Hürmüz Boğazı'nda tansiyonun mevcut düzeyde sabit kalmasını bekliyor. Tam normalleşme için diplomatik sürecin somut bir aşamaya ulaşması gerekiyor; bu da haftalar veya aylar alabilir. Antalya turizm sektörü, dolaylı olarak enerji maliyetleri ve charter uçak fiyatları üzerinden bu sürecin sonuçlarından etkileniyor; gelişmeler yakın takip edilen alanlar arasında.
Kaynak: Lloyd's of London sigorta primleri bültenleri ve Reuters Energy haber kompilasyonu