Hürmüz Boğazı'ndaki ABD-İran tansiyonu sürerken küresel petrol fiyatları bu hafta stabil bir seyir izliyor. Brent petrol 83-85 dolar bandında dalgalı bir görünüm sergilerken diplomatik temaslar yoğunlaşmış durumda. Türkiye dahil bölgesel aktörlerin arabuluculuk girişimleri devam ediyor.
Hürmüz Boğazı, dünya tanker üzerinden taşınan ham petrolünün yaklaşık üçte birinin geçtiği stratejik bir koridor. Boğaz'ın en dar noktasında genişliği sadece 33 kilometre; trafik İran ve Umman karasuları arasında çift yönlü olarak akıyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Katar, Bahreyn, Irak ve İran'dan çıkan ham petrol ve LNG kargolarının önemli bölümü buradan geçiyor. Bu kritik öneme rağmen son haftada askeri tansiyon nispeten dengeli bir seyir izledi; tarafların doğrudan çatışmadan kaçınma yaklaşımı sürdürdü.
Sigorta primleri tarafında, Lloyd's of London verilerine göre VLCC (Çok Büyük Ham Petrol Tankeri) için talep edilen savaş riski primi, geçen ay ortalama %0,06'dan bu hafta %0,15 düzeyinde sabitlendi. Tek bir VLCC için bu artış yaklaşık 200 bin dolarlık ek maliyete denk geliyor. Operatörler bu maliyeti büyük ölçüde alıcı petrol şirketlerine yansıtıyor.
Küresel piyasalar üzerinde etki belirgin biçimde stabilize oldu. Brent petrol fiyatı, son haftada varil başına 82-86 dolar bandında dalgalandı; bugün açılışta 84 dolar düzeyinde. ABD'nin batı petrol benchmarkı WTI ise 79-82 dolar bandında işlem gördü. Avrupa doğal gaz piyasasında da TTF endeksi paralel yumuşama gösterdi; bu, Avrupa'nın LNG ithalatının önemli bölümünü Orta Doğu'dan karşılamasıyla bağlantılı.
Diplomatik tarafta, son hafta yoğunlaşan girişimler birkaç olumlu sinyal verdi. ABD Başkanı Donald Trump'ın geçen hafta açıkladığı İran ile müzakere şartları, Tahran tarafından temkinli ancak müzakere kapısının açık olduğu yönündeki açıklama ile karşılaştı. Avrupa Birliği'nin AB Yüksek Temsilcisi tarafları itidale çağırdı; Almanya, Fransa ve İngiltere'nin oluşturduğu E3 grubu, müzakere sürecine dahil olma niyetini paylaştı.
Çin'in tutumu süreçte özel bir önem taşıyor. Çin, İran ile ekonomik bağlantısı kuvvetli olan ülkelerden biri; İran petrolünün önemli bir alıcısı durumunda. Geçen hafta Pekin'de düzenlenen Trump-Şi Cinping zirvesinde Çin, İran ile yapılacak diplomatik temaslarda arabuluculuk rolünün artırılması konusunda olumlu sinyaller vermişti. Çin'in Pekin'de düzenlediği Hürmüz Konferansı'na İran ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin katılması da bu çerçevenin bir parçası.
Türkiye'nin rolü gizli ama aktif bir tonda sürüyor. Cumhurbaşkanlığı kaynakları, hem ABD ile hem İran ile diplomatik kanalların açık tutulduğunu, bölgesel istikrarsızlığın yarattığı riskleri yakından izlediklerini paylaştı. Türkiye geçmişte ABD-İran gerilim dönemlerinde arabuluculuk rolü üstlenmişti; mevcut süreçte de benzer bir rolün gizli görüşmeler düzeyinde sürdüğü uluslararası kaynaklarca paylaşılıyor.
Enerji ithalatçısı ülkeler için tansiyonun etkisi belirgin. Türkiye'nin ham petrol ithalatının önemli bölümü Irak, İran ve Suudi Arabistan'dan; Hürmüz Boğazı'ndaki olası bir kapanma senaryosu BOTAŞ ve TÜPRAŞ açısından alternatif kaynak ve rota planlamasını öne çıkarıyor. Antalya'daki turizm sektörü de jet yakıt fiyatlarındaki olası ek artıştan dolaylı olarak etkilenebilir; havayolu charter fiyatlarındaki seyir sezon görünümünü dikkatle takip etmek gerektiriyor.
Kaynak: Lloyd's of London sigorta primleri bültenleri, Reuters Energy ve Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı diplomatik açıklamaları