Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2026 yılı ikinci enflasyon raporunu yayımladı. Rapor; yıl sonu manşet enflasyon tahminini %22 olarak güncelledi ve önümüzdeki dönem için para politikasının yönüne dair sinyaller verdi. Banka, sıkı para politikası duruşunu sürdüreceğini ve dezenflasyon sürecinin kararlılıkla devam edeceğini paylaştı.

Yılın başında %24 olarak konumlandırılan manşet enflasyon tahmini, son altı aydaki gerçekleşmelere paralel olarak %22'ye indirildi. Banka, geçen dönemde enflasyondaki düşüşün biraz beklentilerin üzerinde gerçekleştiğini, ancak bunun belirsizliklerin ortadan kalktığı anlamına gelmediğini paylaştı. 2027 yılı sonu için enflasyon tahmini %12 olarak korundu; orta vadeli %5 hedefine ulaşma takvimi 2028 yılı sonu olarak değiştirilmedi.

Rapor, dezenflasyon sürecindeki başarı faktörlerini üç başlığa ayırarak değerlendiriyor. İlk faktör, sıkı para politikasının döviz kuru ve beklentiler kanalı üzerinden enflasyon üzerindeki etkisi. İkinci faktör, küresel emtia fiyatlarındaki seyrin Türkiye'nin ithalat kaleminde maliyet baskısını azaltması. Üçüncü faktör, iç talepteki yumuşamanın hizmet ve sanayi ürünleri enflasyonunda kademeli düşüşe destek vermesi.

Gıda ve enerji enflasyonu için ayrı değerlendirmeler de raporda yer aldı. Gıda enflasyonu, son üç ayda göstergeler arasında en yavaş düşen kategori olarak öne çıktı; Banka bu durumu küresel gıda fiyatlarındaki seyir, kuraklık ve yerel tarım maliyetlerinin gecikmiş etkisiyle açıkladı. Akdeniz havzasında yaşanan kuraklık riski özellikle Antalya gibi tarım ihracatçısı kentlerin yıllık üretiminin azalması olasılığı, gıda enflasyonu üzerinde olası bir yukarı risk olarak değerlendirildi. Enerji enflasyonu ise küresel petrol fiyatlarındaki seyir ve Hürmüz Boğazı'ndaki tansiyonun etkilerine bağlı olarak yukarı yönlü risk taşıyor.

Maaş artışlarının enflasyon üzerindeki etkisi raporun dikkat çeken başlıklarından biri. TCMB, yılın ikinci yarısında gelmesi beklenen kamu maaş ayarlamaları ile asgari ücret görüşmelerinin sonuçlarının enflasyon patikası üzerinde önemli etkiye sahip olabileceğini paylaştı. Senaryolar bazında değerlendirmede, asgari ücretin enflasyon hedefine paralel ayarlanması durumunda enflasyon patikasında ek yukarı baskı oluşmayacağı, refah payı yüksek bir ayarlamanın ise yıl sonu enflasyonu üzerinde 1-1,5 puanlık ek bir baskıya yol açabileceği belirtildi.

Para politikası açısından raporda 'mevcut sıkı duruşun korunacağı' net biçimde vurgulandı. Banka, politika faizinde hızlı bir indirim adımı için henüz koşulların oluşmadığını, ancak veriye dayalı bir yaklaşımla orta vadede kademeli indirim alanı açılabileceğini paylaştı. Mevcut politika faizi %42 düzeyinde; bir sonraki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı 5 Haziran'da gerçekleşecek.

Kurun seyri tarafında Banka, rezerv durumunun olumlu olduğunu, döviz piyasasında olası bir baskı durumunda araç çeşitliliğinin yeterli olduğunu paylaştı. Türk lirasının değer kaybı son altı ayda küresel emsallere göre ılımlı seyretti. Rapor, kurun reel etkin döviz kuru endeksi bazında değerlemeye yakın bir seviyede olduğunu, ek bir reel değer kazancının ihracat performansını zorlayabileceğini kaydetti.

Küresel görünüm tarafında, IMF ve OECD'nin küresel büyüme tahminlerini aşağı revize etmesinin Türkiye'nin ihracat performansı için bir risk oluşturduğu paylaşıldı. Orta Doğu'daki tansiyon ve ABD-Çin ticaret pürüzleri, Banka'nın görünüm raporunda belirtilen ana dış risk faktörleri arasında yer alıyor. Önümüzdeki üç aylık dönem için 'temkinli iyimserlik' tonu, raporun genel yaklaşımını özetliyor.

Kaynak: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 2026 Yılı II. Enflasyon Raporu — tcmb.gov.tr